ÖLÜMÜN İZLERİ Mark Benecke

2010-02-22 18:27:00

 

 Bir insan kaç kilo insan eti yiyebilir?

Ünlü kriminoloji uzmanı Mark Benecke üçüncü kitabı Ölümün İzleri’nde ‘kanın’, vahşi cinayetlerin, insan eti yiyenlerin ayak izlerini takip ediyor. Mideniz sağlamsa, kriminal olaylarla ilgiliyseniz bu kitabı  mutlaka okuyun deriz

ÖZKAN GÜVEN

Mark Benecke’nin ismini mutlaka duymuşsunuzdur. 40 yaşında Almanya doğumlu yazar kriminoloji alanında dünyanın sayılı isimlerinden. ABD ve Kanada’da özel kriminoloji eğitimi gördükten sonra özellikle kan izleri numunelerinin değerlendirilmesi alanında uzmanlaştı. Genetik parmak izi, adli tıp ve kriminolojiyle ilgili çok sayıda inceleme makalesi ve kitap yayımladı. Halen kriminolojik ipucu tespiti, araştırması ve değerlendirmesi konularında resmi olarak tayin edilmiş yeminli uzmanların en ünlüsü. Başta FBI olmak üzere birçok polis akademisinde dersler veriyor. Moskova’da Hitler’in kafatası ve dişlerini, Transilvanya’da vampirleri, korsan Henry Morgan’a ait ipuçlarını ve Belçika’da kendini yakanların hadiselerini inceleyen, birçok uluslararası araştırma akademisinin üyesi olan Benecke, ayrıca çok sayıda televizyon yayını ve dizisinin bilimsel danışmanlığını da yapıyor. Ve Benecke şimdi Kırmızı Kedi’den çıkan üçüncü kitabıyla tekrar karşımızda: Ölümün İzleri.

Ölümün İzleri tarih boyunca karşılaşılan yamyamlık hadiseleriyle, dünyanın dört bir yanında işlenen tüyler ürpertici cinayetlerinin perde arkasını aralayarak okuyucuyu ‘korkunç’ bir yolculuğa çıkarıyor. Hemen her sayfasında ürperdiğiniz bu cinayetlerde öyle ayrıntılar var ki bir an nefes alamayacak duruma geliyorsunuz. Öldürdüğü insanların etinin çiğ ton balığına benzeten Sagawa’nın kurbanını dilimlere nasıl ayırdığını, bunu yaparken beyninden nelerin geçtiğini öğreniyoruz. Karl Decke’nin polise yakalanana kadar yaklaşık 289,5 kilogram insan etini midesine ne şekilde indirdiğinin ayrıntılarına dalıyoruz. Nico Claux’un insan etinin nasıl pişirileceğine dair bir kılavuzu hangi ruh haliyle hazırladığını okuyoruz.

Seri katilerin iç dünyası

Benecke kitabında seri katillerin iç dünyasını da gözler önüne seriyor. Neredeyse 30 yıl sonra çözülen cinayetler, cinayet gibi görünen kazalar ve yargılama süreçleri yer alıyor. Yazar, iki pedofil seri katille yaptığı görüşmeleri ve bunların mektuplarını yorumluyor. Ünlü kriminolog sadece suç ve ceza arasında gidip gelmemiş, işlenen suçların toplumsal düzen açısından anlamını da sorgulamış kitabında. 15’inci yüzyıldan 2000’lere kadar insan eti yeme ve kan içme olaylarından bir seçkiyle insanın kanını donduran yazar, Batı kültüründe vampir mitinin ve kurgusal metinlerin gerçek tarihsel/toplumsal köklerini anlamaya çalışmış. Bununla ilgili küçük bir ayrıntı verebiliriz. Benecke 1997 yılında Güney Tayland’da bir manastırda meydana gelen yamyamlık hadisesi üzerine şu ifadeleri kullanıyor: Tamamen sembolik bir form olarak ‘yemek’ ve ‘tapmak’ eylemlerine bütün Hıristiyanlar aşinadır. Kemikler başta olmak üzere andaçlar, bütün Katolik kiliselerde (ama mihraba gömülü şekilde) mevcuttur. Şarap ve ekmek de cemaate İsa’nın ‘kanı ve bedeni’ niyetine dağıtılır. Bunun yanında Katolik ve Protestanlar arasında, transformasyonun gerçekten meydana gelip gelmediği ya da söz konusu olanın sadece İsa’nın yakınında olma ve mevcudiyetini hissetme olup olmadığı ve gerçeklikte ‘dönüşen’ bir şeyin olup olmadığı konusunda büyük bir tartışma devam etmektedir.”

İnsan eti neden yenir? Bazen kıtlıktan ve açlıktan bazen garip bir tutkudan, bazen psikolojik rahatsızlıktan dolayı... Yazar kitabıyla ilgili şunları söylüyor: Şayet okurken korkudan ürperecek olursanız, kriminologların eski bir kuralı olan ve elinizdeki kitapta da geçen Hermann Hesse’den şu veciz sözle kendinizi rahatlatın: Aydınlığı anlamak isteyen, karanlığı tanımak zorundadır.”

 

0
0
0
Yorum Yaz